2 Eylül 2012 Pazar

SORU SORABİLME ÖZGÜRLÜĞÜ...




Yaşam Koçluğu eğitimi alırken, doğru sorular sormanın Koçluk becerisinin temelini oluşturduğunu öğrenmiştim. Doğru sorular sorarak pek çok konuda doğru çözümlere ulaşmak mümkün... Gerek kendimizi tanımak gerekse dünyayı tanımak açısından soru sorabilmek çok önemli bir noktaya taşıyabilir bizi diye düşünürüm her zaman. Doğru soru sormak, sorgulamak, analitik bir düşünce yapısı oluşturmak açısından da çok önemli. Sebep sonuç ilişkilerini doğru tanımladığımız anda, tüm tıkanıklıklar ve çözüm yolları birden önümüze seriliveriyor.

Yöneticilik yaptığim dönemlerde de yeni bir proje üzerinde çalışırken, birlikte çalıştığımız arkadaşlarla üzerinde çalıştığımız konuyu mümkün olduğu kadar detaylı bir şekilde inceleyerek, ortaya çıkabilecek muhtemel riskleri hesaplar, her zaman bir B planı oluşturmaya çalışırdık. Bu yaklaşımın çok yararını görmüş olduğumuzu söylemeliyim.

Geçtiğimiz günlerde, gönüllü olarak çalıştığım kurumun profesyonel yöneticilerinden biriyle yaptığımız toplantıya kadar bu konuda pek fazla düşünmemiştim. Ancak toplantıda ortaya çıkan durum, bu konuda uzun uzun kafa yormama neden oldu.

Ortada bir proje var, projenin hayata geçirilebilmesi için bir ekip çalışmasına ihtiyaç var. Ekip çalışması için  takımı oluşturacak kişilerin projeyi çok iyi anlaması gerekmekte. Bir konuyu iyi anlayabilmenin yolu, anlatılanları dinlemek ve belirsiz kalan noktaları netleştirebilmek amacı ile soru sormak değil midir sizce?

Doğal olarak bizde böyle yaptık. Ancak karşımızdaki kişi sorduğumuz her soruyu bir itiraz gibi algılayıp konuyu " O ZAMAN VAZGEÇELİM" noktasına getirdi. Sabırla, olayı tartışma veya haddini bildirme noktasına taşımadan toplantıyı bitirdik.

Genel olarak bu tür iletişimsizlik durumlarında öncelikle kendime bakmaya çalışırım. Nedir problem, acaba ben mi yanlış anlıyorum gibi sorularla doğru tanıyı koymaya çabalarım. Ancak bu algının sadece bana ait olmadığını görünce, aslında uzun zamandır doğrudan karşılaşmadığım toplumsal bir özelliğimiz aklıma geldi.

Bir konuyu düzgün bir şekilde enine boyuna tartışamamak. Sizin de başınıza gelmiştir, televizyonlarda hergün önümüze konan programlarda da izliyoruz.

Kendi doğruluğumuza, mükemmel düşünce biçimimize ve mükemmel düşünce kalıplarımıza o kadar kaptırmışız ki kendimizi, bize sorulan her soruyu veya getirilen her eleştiriyi  düşmanca ele alıyoruz.

Üzerinde çalıştığımız herhangi bir konuyu, daha iyi bir noktaya taşıyabilmek için,  sorulan sorulara, getirilen eleştirilere  her zaman ihtiyaç vardır.

Peki gerek iş hayatınızda gerekse özel hayatınızda sizler nasıl tepkiler veriyorsunuz.? Size soru sorulduğunda bunu bir itiraz gibi algılayıp savunmaya mı geçiyorsunuz yoksa yeni bir baış açısı diye keyifle mi dinliyorsunuz?



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder