2 Kasım 2011 Çarşamba

"Müzikli Sandalyeler Oyunu"

Sizde oynarmıydınız bilmem ama benim çocukluğumun en popüler oyunlarından biriydi.  Özellikle arkadaşlarla kutlanan doğum günü partilerimizde mutlaka oynardık.  Katılımcı sandalyesinden bir eksik sandalyeler dizilir, müzik çaldığı sürece sandalyelerin etrafında dans ederek dolaşır, aniden müzik durduğunda da hemen kendimize bir sandalye kapardık.  Oturacak sandalye bulamazsak oyundan çıkardık.  Çok eğlenirdik oynarken, özellikle yer kapma anında çığlık çığlığa bağırır, oyun dışında kaldığımızda da çok bozulurduk doğrusu.  Şimdi düşünüyorumda bizi eğlendirirken, dikkati yoğunlaştırmayı, tatlı tatlı mücadele etmeyi, zaman zaman kaybetmeyi zaman zaman da kazanmayı öğretmiş bize.

Yaşamda bir " Müzikli Sandalyeler Oyunu" gibi aslında.  Herşey yolunda giderken çok eğlendiğimiz, çok mutlu olduğumuz ama aksilikler baş gösterdiğinde, başaramadığımızda dibe vurduğumuz, dünyanın sonu gelmiş gibi hissettiğimiz.

Bize herşeyin bir oyun olduğunu unutturan şeyler neler olabilir sizce?

Olaylara, kişilere, durumlara YÜKLEDİĞİMİZ ANLAMLAR olmasın sakın, ne dersiniz?

Sizi yöneten kim aslında, siz mi yoksa DİĞERLERİ mi ?

GÜCÜNÜZÜ kime teslim ediyorsunuz?

Olaylar, kişiler, durumlar mı sizi yöneten, yoksa siz mi onları yönetiyorsunuz?

Ayırd Etme Gücü, Yargılama Gücü ve Mikroskop Yöntemi.

Bunlar nedir mi? Bunlar yaşamımızı kolaylaştıracak bazı ip uçları.

Eğer biz aklımızı bir mikroskop gibi kullanabilirsek, duygusal hastalıklara neden olan mikropları kolayca anlayabiliriz.  Örneğin öfke hastalığının kaynağının beklenti mikrobu olduğunu; stres hastalığının kaynağının kaygı, kuşku, hırs olduğunu ya da sahiplenmecilik hastalığının güvensizlik mikrobundan kaynaklandığını kolaylıkla fark edebiliriz.*

Bizim için değerli olan şeylerin farkındamıyız acaba, yoksa elimizdeki elmasları fark etmeden çakıl taşları için mi gözyaşı döküyoruz acaba.  Ayırd etme gücümüzü geliştirdiğimizde bizim için değerli olanın farkına vararak gereksiz olaylara, kişilere hak etmedikleri anlamları yüklemeyiz.

Yargılama gücümün farkına varmak ve onu doğru zamanda doğru yerde kullanmak, doğru düşünmemi, doğru konuşmamı ve doğru davranmamı sağlıyacaktır.  Yargılayarak, suçlayarak, eleştirerek, etiketleyerek değil, anlamaya çalışarak yaşayabilmek.  Herşeyin sadece sadece bir oyundan ibaret olduğunu unutmamak

Tüm bunlar için kendimize zaman ayırmak, sessizlik armağan edebilmek dileğiyle.


* Batılı Zihin İçin Doğulu Düşünceler : Anthony Strano



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder