6 Ağustos 2011 Cumartesi

Yaşamımızdaki Gölgeler...



Geçtiğimiz günlerde yirmili yaşlarını süren pırıl pırıl bir genç kendini hep yalnız hissettiğinden bahsetti.  Hangi durumların ona böyle hissettirdiğini sorunca da, kimseyle içinden geçenleri, duygularını paylaşmadığını söyledi.  O konuşmadan bu yana bu konuyu düşünüyorum.  Kalabalıklar içinde geçen bir yaşamımız var. Kalabalık şehirlerde yaşıyoruz, genellikle kalabalık ofislerde çalışıyoruz, iyi arkadaşlık ilişkilerimiz var ve batı toplumundan farklı olarak hala ve iyi ki güçlü aile bağlarımız var.  Ancak, tüm bunlara rağmen kimimiz yalnızlık hissediyoruz.  Sizce ne olabilir bize bunu hissettiren ?

Yaşamımızda var olan kişilerin ne kadarı gerçek ya da ne kadarı gölge sizce.

Sizce gerçek ne demek ya da gölge ne demek.

Yaşamımızdaki kaç kişiye gerçek duygularımızı anlatabiliyoruz, sevgimizi, mutluluğumuzu, korkularımızı, endişelerimizi...Yaşamınızdaki kaç kişiye yüreğimizi  açabiliyoruz ve gerçekten kaç kişinin bizi koşulsuz, yargılamadan, şablonlarla ölçmeden dinleyebileceğine inanıyoruz...Bazen eşimiz, sevgilimiz, annemiz, babamız yani en yakınlarımız bile bilmez, içimizde var olan bizi. 

Son günlerde ya da son aylarda belki de son yıllarda kaç kişi gerçekten yüreğinize dokundu...Yoksa bir gölge gibi iz bırakmadan geçip gittiler mi yaşamınızdan ya da önce gerçektiler, zaman içinde mi gölgeye dönüştüler.

 Peki ya siz kaç kişinin yaşamında iz bıraktınız, kaç kişinin yüreğine dokundunuz.

Yoksa siz de bir gölge mi oldunuz !

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder