4 Haziran 2011 Cumartesi

Sessizlikteki Fısıltılar

Sabah uyandınız, pırıl pırıl bir gökyüzü size gülümsüyor, pencereden gelen sadece kuşların cıvıltıları ve iğde ağacının mis gibi kokusu...

Yatakdan kalkmak ya da biraz daha yatmak arasında kısa bir tereddüt geçirip kalkmaya karar verdiniz...
Bugün muhteşem bir gün olacak dediniz kendi kendinize...Mis gibi bir kahve yapmalıyım diye düşündünüz, mutfağa girip su ısıtıcısının düğmesine bastınız...

Güzel bir müzik tek eksik olan...Bugünlerde ZAZ'a bayılıyorum dediniz...Salonda en sevdiğiniz köşeye gidip oturdunuz...Elinizde mis gibi kokan kahveniz, arka planda sizi mutlu eden o güzel melodi...Dışarıda parıldayan gökyüzü ve sadece doğanın sesleri...

Birden, işte dediniz, içime yolculuk yapmam için en güzel zaman...Gözlerinizi kapatıp, yavaşça içinize yönelmeye başladınız...

Müziğin ritmi ile dans ettiğinizi hayal etmeye başladınız...Adeta bir gökkuşağının içinde dans ediyor gibisiniz, bir melek kadar hafif...

Yavaş yavaş çevrenizde sizin gibi uçarcasına dans eden başka melekler belirdi...Kiminin kanatları zümrüt yeşili, kiminin ki açık pembe...Kanatlarını çırptıkça turkuaz, fuşya, krem, sarı, ay mavisi, açık yeşil, mor, gök mavisi, lacivert pırıltılar sizi kuşatmaya başladı...

Mutlulukla dans etmeye devam ettiniz, dans ettikçe ne kadar hafiflediğinizi hissettiniz.

Birden çevrenizi kuşatan meleklerin fısıltısının farkına vardınız...Yavaşça dikkatinizi onlara yönelttiniz...Ne söylüyorlardı acaba...

"Çok sevildiğinizi unutmayın, biz sizin için buradayız, endişe edecek hiçbir şey yok...Yapmanız gereken tek şey içinizdeki o derin sevgiye odaklanmak ve bizi hatırlamak. "

Yavaşça gözlerinizi açtınız, hala o mükemmel dansın etkisindeydiniz... Kendinizi  zümrüt yeşili bir sevgi bulutu içinde sarılıp sarmalanmış hissediyordunuz...

Evet işte buydu diyerek, teşekkür ettiniz.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder