25 Mayıs 2011 Çarşamba

İçimizdeki Örselenmiş Çocuğu Büyütmek.


Geçmişi unutmak, affetmek, geçmişle barışmak  zor mudur gerçekten...Yoksa fark etmeden kendi kendimizi mi besliyoruz acaba...Geçmişi sorgulamamızın nedeni bugünün sorumluluğunu elimize almamak için midir acaba...Nedir sizce... Lütfen aynanın karşısına geçin gözlerinize cesurca bakın ve bu soruya cevap verin.  BEN BÜYÜMEK İSTİYOR MUYUM ?????

Nedir peki büyümek...Büyümek, olgunlaşmak kolay bir şey midir? Neden bir kısmımız bunu başarırken, bir kısmımız bunu denemek bile istemez...Acaba bunun altında yatan şey kolaycılık mıdır sizce...

Galiba dünyadaki en zor konulardan birisi; insanın kendi kendiyle yüzleşmesi, kendi gerçekliğini kabul etmesidir...

Bazı durumlarda  KURBAN rolü oynamak çok keyiflidir...Çünkü eğer bir kurbansak, hiçbir şeyin sorumluluğunu elimize almanıza gerek yoktur.

İlişkilerimizde, çalışma hayatımızda, trafikde, bankada, alışverişde sorunlar yaşarız...Çünkü 20-30-40 yıl öncesinde ailemiz bizi yeterince sevmemiş, korumamış, gözetmemiştir...

Bazı derslerimizi bir türlü sevememiş ve o derslerde hep başarısız olmuşuzdur. Çünkü ilk öğretmenimiz çok sert, sevgisiz bir öğretmendir...

 İlk patronumuz ya da ilk amirimiz çok sevimsiz, bilgisini paylaşmayan, aksi birisidir, iş hayatımızdaki tüm aksiliklerin, başarısızlıklarımızın suçlusu bellidir...

 İlk aşkımız bizi aldatmışdır, bu bizi o kadar derinden etkilemiştir ki karşı cinse bir türlü güvenemeyiz...

Örnekleri ya da bahaneleri  çoğaltmak mümkün ...

Peki bu yüklerle daha ne kadar yaşamayı düşünüyoruz acaba...Daha ne kadar geçmişimizin bizi yönetmesine izin vereceğiz acaba...

Gerçekten büyümek, sorumluluğumu elime almak istiyor muyum...

Bir YAŞAM USTASI olmak istiyor muyum...

Seçimlerimin, kararlarımın, doğrularımın, yanlışlarımın, başarılarımın, başarısızlıklarımın sorumluluğunu elime almaya hazır mıyım...

Aşağıdaki  uygulamayı her sabah ve her akşam düzenli olarak yapmak, bizi ustalığa taşıyacak önemli bir adım olacaktır.

Eğer hazırsanız, kendinize sessiz bir köşe bulun, en sevdiğiniz, sizi bulutların üzerine taşıyan  şarkıyı dinleyerek, gözlerinizi kapatın...Yavaşça içinizdeki size odaklanın...Onu ne kadar sevdiğinizi söyleyin, korkacak, endişe edecek bir şey olmadığını anlatın...Bugüne kadar canınızı acıtan her olaya, her kişiye ilişkin atılmış tüm düğümleri teker teker çözün...ONLARI ÖZGÜR BIRAKIN Kİ, SİZ DE ÖZGÜR KALIN...

2 Mayıs 2011 Pazartesi

Değişimi Yönetmek/memek !


Değişmek kolay mıdır sizce?  Yeni bir işe başlamak, yeni bir şehre taşınmak, başka bir ülkeye yerleşmek...Ya da belki daha basit değişiklikler olabilir. Yıllardır oturduğumuz semtden başka bir semte taşınmak, bankada bizi her zaman güler yüzle karşılayan personelin başka bir yere tayin olması, suyumuzu getiren dağıtımcı çocuğun işten ayrılması ve daha niceleri. Yeni bir düzene alışmak zaman ister değil mi?

Alışmak, alışmak, alışkanlıklarımız, hayatta onsuz yapamam dediklerimiz...Gerçekten alışkalıklarımızdan vazgeçmek neden bize bu kadar zor gelir acaba?

Sabah uyandığımız andan itibaren yaptıklarımıza göz atınca, nasıl da birbirinin tekrarı olan günleri yaşadığımızı fark ediyor musunuz acaba...Aynı saatlerde uyanmak, aynı markadan, aynı şekilde kahvemizi veya çayımızı hazırlamak, kahvaltıda benzer şeyleri yemek, hani o vazgeçemediğimiz peynirlerimiz, zeytinlerimiz. Haftasonları hep aynı şekilde çeşitlendirdiğimiz geç kahvaltılarımız. İşe giderken hep aynı yolu kullanmak, işe gelince öncelikle e-postalarımızı kontrol etmek.  Çayımızı veya kahvemizi yudumlamak. Benzer işleri yaparak, aynı arkadaşlarla aynı yerlerde yemek yemek...Akşam eve dönünce yine benzer şeyler, yemek hazırla, çocukla ilgilen, ödevine yardımcı ol ya da televizyon karşısında veya bilgisayarın başında vakit geçir, yatma zamanı gelince birkaç satır oku...Sabah yeni bir günü aynı şekilde yaşamak için uykuya dal... Haftasonlarımız da çok farklı mı sizce...Geleneksel büyük şehir Türk ailesi haftasonu: Ailece alışveriş merkezine gitmek ya da büyük marketlerden ailece alışveriş yapmak...

Yarattığımız kalıplar bizi  ne kadar güvende hissettiriyor farkında mısınız...Kullandığımız her ürün, bindiğimiz arabanın markası, oturduğumuz semt, tercih ettiğimiz restoranlar, alışveriş merkezleri, dahil olduğumuz sivil toplum kuruluşları...Örnekleri istediğimiz kadar çoğaltabiliriz...Yaşamımız bir alışkanlıklar dizisi şeklinde değil mi sizce de.

Bir gün tüm bu alıştığımız düzen değişiverirse, nasıl yaşayacağız biz? Hiç düşündünüz mü? Asla onsuz yapamam dediğiniz herhangibir şeyi yaşamımızdan bir süre uzaklaştıralım bakalım neler oluyor, nasıl çözümler üretiyoruz ya da yerine ne koyuyoruz.

Neden gençler değişime çok kolay ayak uydurur da, yaş almış olanlar değişime direnirler sizce? Bunun temelinde ne olabilir?

Eğer kendimizle ilgili özsaygı, özgüven, özdeğer gibi özelliklerimizi yeterince güçlendirmişsek, aslında değişim bizim için korkutucu olmaz, kolaylıkla uyum sağlayabilir, kolaylıkla adımlar atabiliriz. Köklerimiz yeterince güçlü ise  esen değişim rüzgarlarıyla bir o yana bir bu yana kolaylıkla esneyebiliriz.

Önemli olan köklerimi ne kadar güçlendirdiğim ve ne kadar esneyebilme cesaretine sahip olduğumdur.