25 Kasım 2010 Perşembe

Kuğu ve Nilüfer Çiçeğinin Hikayesi

Kuğuları hangimiz sevmez değil mi? Onlar her zaman zerafetin,saflığın sembolü olmuştur.


Ya nilüferler...Bataklıklarda açan mucizeler...Eminim hepiniz hayranlıkla seyretmişinizdir bu muhteşem güzelliği.Peki hiç düşündünüz mü yaşamımızı bir kuğu gibi, bir nilüfer çiçeği gibi sürdürmek mümkün mü?


Kuğular, Ayırd Etme Gücünü temsil eder. Doğruyu yanlıştan,değerliyi değersizden önemliyi önemsizden ayırd edebilme yeteneğimiz. Zaman zaman aslında belki de hayatımızda ki yeri çok da önemli olmayan bir çok insan,bir çok olay için ne kadar üzülüp ne kadar canımız yanmıştır değil mi? Ama aradan zaman geçince kendi kendimize de kimi zaman gülüp kimi zaman da kızmışızdır.BOŞ YERE ÜZÜLMÜŞÜM demişizdir.Hatta o anları gülerek anlatmışızdır. O halde şimdi o günlere,o anlara gülebiliyorsak, neden bu gün yaşadıklarımıza da o gözle bakmayalım. Kendimize soralım o kişi,olay,sorun her ne olursa gerçekten benim için ne kadar önemli.Hayatımın olmazsa olmazları arasında mı...


Bu kadar kolay olmuyor tabi bu tanımlamaları yapabilmek,işte o anda nilüfer çiçeğinin bilgeliğini hatırlamak bizim hayatımızı çok kolaylaştıracaktır.Nilüferler, bulanık suların güzelleri...Bizim yaşamlarımızda ona benziyor bir bakıma.Öfke,kaygı,endişe,hastalık,ayrılık,ölüm v.b gibi pek çok olumsuzlukların yaşandığı günümüzde,bir nilüfer gibi yaşamak mümkün mü?


1 yorum: