28 Aralık 2010 Salı

Yeni Bir Yıl İçin Hazır mıyız?

"İnsanlar kendi kişiliklerinin suçunu hayat şartlarında buluyorlar.Ben şartlara inanmam.Bu dünyadan istediklerini alan insanlar,ayağa kalkıp istedikleri şartları arayan ve bulamadıklarında onları yaratanlardır." demiş büyük İngiliz oyun yazarı George Bernard Shaw.

Yeni bir yıl,yeni başlangıçlar,yeni kararlar,yeni fırsatlar...Hazır mıyız acaba,yeni olan herşeye...
Hazır olmanın ötesinde ne kadar içten istiyorum acaba...

"İnanmak yaratmanın motorudur"derler.Eğer böyle ise kendime inanmak herşeyin başlangıcı mı acaba?Kendime inanmak ne anlama geliyor bizim için. Değiştirmek,geliştirmek istediğim herhangi bir konuda kendime ne kadar inanıyorum? Gerçekten değiştirmek istiyor muyum? Yoksa derinlerde bir yerlerde şüpheler,kuşkular,endişeler mi dolaşıyor acaba.
Yapmak istediklerimi tüm hücrelerimde hissedecek kadar istiyor muyum?

Yeni bir yıla başlamak üzereyken tüm kuşkulara,endişelere,tüm soru işaretlerine kocaman bir nokta koyarak artık yeni bir cümleye mutlulukla,neşeyle, huzurla başlamamız dileğiyle sevgiler.
Mutlu yıllar

5 Aralık 2010 Pazar

İçe Çekilme Gücü

Olayların mı bizim duygularımızı yönetmesini mi, yoksa bizim mi duygularımızı yönetmemizi isteriz.Hiç şüphesiz tercihimiz ikincisi olacaktır.

Bunu başarmak zaman zaman kolay olmayabilir...

Böyle anlarda kendimizi bir kaplumbağa gibi içe çekmek,duygularımızın yoğunluğunun geçmesini beklemek,alacağımız kararlar,söyleyeceğimiz sözler,atacağımız adımlar için kendi dingin limanımızda beklemek bizi çok güçlü kılacaktır.Dış dünyadaki kaos dindikten sonra ben hazır olduğumda,duygularımı yönetebilmenin verdiği özgüven ile dışarı çıkıp yaşantıma devam edebilirim.Böylece öfke ile alınmış kararlardan,söylenmiş sözlerden ve davranışlardan kendimi korumuş olurum.Duyguların çok yoğun olduğu anlarda söylenen sözler,yapılan davranışlar gerçek beni yansıtmaz.

Gerektiği zaman bakmak ama görmemek,duymak ama duymamak bizi çok güçlü ve özgür kılacaktır.

Gücümüzün Farkında Olmak ya da Güçlü Yaşamak

Hepimizin zaman zaman kendimizi güçsüz veya çaresiz hissettiğimiz zamanlar olmuştur...Bazen bir olay,bazen bir durum,bazen de bir kişi karşısında güçlü bir şekilde durabilmeyi istediğimiz anlar pek çoktur.Ancak zaman zaman da kendimizi çok güçlü hissederiz ve bunu deneyimlediğimiz pek çok durumla karşılaşmışızdır.

Kendimize sorduğumuzda güç nedir diye...İçimizden gelen cevaplara dikkat edelim,içimizdeki ses bize ne diyor acaba?

Bu konuyu araştırırken pek çok tanım çıkabilir karşımıza " Değişim yaratma kapasitesi veya yönü belli olmayan potansiyel".Bu tanımlardan yola çıkarak içimizde var olan potansiyeli gerektiği zaman değişim yaratmak için kullanabileceğimizi düşünebiliriz.

İçimizdeki potansiyelin farkına varmak ve bunu gerektiği yerde gerektiği zamanda mümkün mü acaba?

26 Kasım 2010 Cuma

Kendimize Bağımsız Gözlemci Olarak Bakmak

Kendimize dışardan bakabiliyor muyuz?
Günlük koşuşturmalarımız,sorumluluklarımız arasında bir kaç dakika da olsa, içimize odaklanıp kendimizle başbaşa kaldığımız anlar bizim en değerli soluklanmalarımız aslında.Kendimize bu değerli armağanı ne sıklıkla verebiliyoruz...
Belki de hiç yapamadığımız günler peşpeşe geçip gidiyor öyle değil mi...
Kaplumbağanın özelliğini hepimiz iyi biliriz, kendini tehlikede hissettiği anlarda hemen kabuğunun içine çekilerek tehlikenin geçmesini sabırla bekler...
Ortam yeniden güvenli hale gelince de huzurlu yuvasından çıkarak yaşamına devem eder.
Doğadaki yaşam aslında bizim için ne kadar öğretici...
Biz neden bu yöntemi uygulamayalım...Gün içinde kendimize küçük molalar vererek, içimizde var olan gücümüze odaklanarak, yenilenmiş, sakinleşmiş olarak yolumuza devam edebiliriz. Hepimiz bu güzel armağanı fazlasıyla hak ediyoruz.Bu bazen mis kokulu bir kahve,bazen güzel bir şarkı,bazen güzel bir anı ya da sevdiğiniz bir şarkı eşliğinde olabilir.Denemeye değer değil mi?

25 Kasım 2010 Perşembe

Kuğu ve Nilüfer Çiçeğinin Hikayesi

Kuğuları hangimiz sevmez değil mi? Onlar her zaman zerafetin,saflığın sembolü olmuştur.


Ya nilüferler...Bataklıklarda açan mucizeler...Eminim hepiniz hayranlıkla seyretmişinizdir bu muhteşem güzelliği.Peki hiç düşündünüz mü yaşamımızı bir kuğu gibi, bir nilüfer çiçeği gibi sürdürmek mümkün mü?


Kuğular, Ayırd Etme Gücünü temsil eder. Doğruyu yanlıştan,değerliyi değersizden önemliyi önemsizden ayırd edebilme yeteneğimiz. Zaman zaman aslında belki de hayatımızda ki yeri çok da önemli olmayan bir çok insan,bir çok olay için ne kadar üzülüp ne kadar canımız yanmıştır değil mi? Ama aradan zaman geçince kendi kendimize de kimi zaman gülüp kimi zaman da kızmışızdır.BOŞ YERE ÜZÜLMÜŞÜM demişizdir.Hatta o anları gülerek anlatmışızdır. O halde şimdi o günlere,o anlara gülebiliyorsak, neden bu gün yaşadıklarımıza da o gözle bakmayalım. Kendimize soralım o kişi,olay,sorun her ne olursa gerçekten benim için ne kadar önemli.Hayatımın olmazsa olmazları arasında mı...


Bu kadar kolay olmuyor tabi bu tanımlamaları yapabilmek,işte o anda nilüfer çiçeğinin bilgeliğini hatırlamak bizim hayatımızı çok kolaylaştıracaktır.Nilüferler, bulanık suların güzelleri...Bizim yaşamlarımızda ona benziyor bir bakıma.Öfke,kaygı,endişe,hastalık,ayrılık,ölüm v.b gibi pek çok olumsuzlukların yaşandığı günümüzde,bir nilüfer gibi yaşamak mümkün mü?


Merhaba

Yeni bir yolculuğa hazır mısınız...Ama bu yolculuk alışa geldiğiniz bir yolculuk değil,daha çok dışardan içeriye yapacağımız bir yolculuk.Kimi zaman bir martı misali uçarcasına,kimi zaman küçük soluklanmalarla devam eden ama hiç bitmeyen heyecanlı bir keşif yolculuğu....